26 Ağustos 2012 Pazar

Sakıncalı Piyade

0 yorum
Uğur Mumcu yedek subay olarak askerliğini yaparken, "kötü hal ve düşünce" sahibi olduğuna karar verilerek "sakıncalı piyade" ilan edilir ve yedek subaylıktan erliğe geçer. Mumcu'nun avukatları hemen karara itiraz ederek mahkemeye başvururlar ve erliğe geçiş işleminin durdurulmasını isterler ancak Mumcu askerliğini er olarak tamamlar. Askerlik görevi bittikten 1 yıl sonra ise aynı yargıçlar tarafından yürütmenin  durdurulması kararı çıkar! Bunun üzerine Mumcu, maddi tazminat davası açarak er olarak tamamladığı süredeki yedek subay maaşını geri ister. Davayı kazanır ancak hakkı olan maaştan, er olarak geçirdiği sürede kullandığı elektrik, su ve ısınma giderlerini düşerler... 


Uğur Mumcu hakkında tutuklama kararı çıktığını öğrenir ve kendi ayağınla tutukevine gider. Oraya vardığında tutuklanma sebebi olarak "kaçma şüphesi" olduğu gerekçesini sunarlar.


Uğur Mumcu bir yazısında bir halk türküsünden aldığı "soldan sağa salla bayrağı düşman üstüne"  bölümü yüzünden, komünist düzenin getirilmesi taraftarı olduğu kanısına varılır ve mahkum edilir.


Uğur Mumcu, Prof Uğur Alacakaptan ile Mamak Cezaevinde kalırken, onlara avludaki buzları kırma görevi verilir. Alacakaptan kazmayı buza vurunca belinde disk kayması olur ve cezaevi doktoruna götürülür. Cezaevi doktoruna "işte burası ağrıyor" dediğinde alacağı cevap " esas duruşa geç, bir Türk subayının karşısındasın!" olacaktır.


Emekli Albay Mehmet Arkış, Osman Arkış'ın babasıdır. Osman Arkış ise Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan ile birlikte ölüm cezasına çarptırılmıştır. Baba Mehmet Arkış cezaevinde oğlunu ziyarete eder ve ona yüreklendirici şeyler söyler. Bunu gören üsteğmen babayı sıkıyönetim savcılığına şikayet eder. Suçu ise 12 Mart Muhtırasına küfür etmektir. Ancak tanık sorunu vardır. Cezaevindeki erlerden birini tanık gösterirler ama tanık erler bir türlü muhtıra sözcüğünü söyleyemezler. Er ve yargıç arasındaki konuşma şöyledir.
-Sen duymuşsun, bu sanık, neye küfretti?
-Muhtara komutanım.
-Hangi muhtara?
-Bizim muhtara.
Erin yaptığı bu tanıklık kabul edilir...